Nöbetçi Eczaneler
22/09/2021

Talasemi Akdeniz Kansizligi Anemisi

img Eski çaglarda Akdeniz çevresindeki bölgelerde ortaya çikan agir bir kansizlik türü kusaktan kusaga aktarilarak günümüze degin ulasmistir. Akdeniz kansizligi olarak bilinen bu hastaligin öbür adi olan talasemi, Yunanca da \"deniz\" anlamina gelen bir sözcükten türetilmistir.

Akdeniz kansizliginin çesitli biçimleri anne ya da babadan genler yoluyla çocuga aktarilir. Dogumsal hemolitik sarilikta, yani alyuvarlarin parçalanmasi sonucu ortaya çikan sanlikta oldugu gibi ana baba normal kalitsal özelliklerle birlikte hastalik tasiyan genleri de çocuga aktarir. Alyuvarlara iliskin kalitsal bir hastaligin söz konusu oldugu bu durumda eriskinin hemoglobin yapiminda bozukluk vardir.

Elektroforez yöntemiyle saglikli kisilerin tasidigi dört hemoglobin tipi saptanabilir. Alyuvarlarda degisik oranlarda bulunan bu dört hemoglobin molekülü içerdikleri protein yapisindaki farkliliklar nedeniyle birbirlerinden ayrilir.

Hemoglobinin uluslararasi simgesi Hh; dört tipinin ise Hb A1, Hb A2, Hb A3 ve Hb F dir. Hb A1 bütün hemoglobinlerin yüzde 97 sini olusturur. l-lb A3 olasilikla eriskin kaninda yikima ugramis A1 hemoglobininden kaynaklanir. Hb F ya da dölüt (fetüs) hemoglobini yenidoganin kaninda yüzde 80 oraninda bulunur. Bu oran 1 yasinda yüzde 1 e düser.

Normal protein zincirlerinden farkli protein zinciri içeren sira disi hemoglobin tipleri de vardir. Örnegin S, C, E hemoglobin tipleri sira disi kabul edilir ve degisik kansizlik hastaliklarinda görülür. Adi alyuvarlarin aldigi biçimden kaynaklanan orak hücreli kansizlik bunlardan biridir.

Akdeniz kansizligi A1 hemoglobininin iyice azalmasina bagli bir hemoglobin hastaligidir. Bu eksikligi gidermek için hastanin kemik iliginde Hb A2 ve/ya da Hb E üretimi baslar. Ama bu islem eksikligi gideremedigi gibi bazen kansizligin agirlasmasina yol açar. Hb A1 in kismen üretilmesi ya da hiç üretilememesi, bu hemoglobine özgü protein zinciri yapimini denetleyen gende bilinmeyen nedenlerle bir mutasyon (degisinim) olmasindan kaynaklanir. Böylece Hb A1 normal biçimde üretilemez.

Daha önce belirtildigi gibi hastalik belirtilerinin ortaya çikmasi kalitsal etkenlere siki sikiya baglidir ve Akdeniz kansizligi baskin kalitsal özellik gösterir.

Hem anne, hem de babanin hastaligi tasimasi durumunda çocuk hastalik yapici geni her ikisinden de alabilir (homozigot durum). Çok agir bir biçimde ortaya çikan bu olgular Cooley kansizligi (hastaligi), talasemi majör ya da büyük Akdeniz kansizligi olarak bilinir.

Anne ve babadan birinin hastaligi tasidigi durumlarda, çocuk hastalik tasiyan genin yani sira saglikli anne ya da babadan hemoglobin yapimiyla ilgili saglikli geni de alir (heterozigot durum). Saglikli gen hastalikli genin etkisini zayiflatmakla birlikte ortadan kaldiramaz.

Ama hastalik belirtileri önceki durumda oldugu kadar agir degildir. Bu durumda hastalik talasemi minör ya da küçük Akdeniz kansizligi olarak bil mu. Akdeniz kansizliginin üçüncü ve son tipi talasemi minimadir. Bu tip belirti vermez. Hastalik ancak kan tahlilleri ile ortaya çikarilir.

Yukaridaki siniflama daha çok kuramsal bir önem tasir. Gerçekte Akdeniz kansizligi tipleri, hastaliktan sorumlu anormal genin degisik biçimlerde etkisini göstermesinden kaynaklanir.

GÖRÜLME SIKLIGI
Geziler, göçler ve degisik bölgelerden insanlar arasindaki iliskilerin yogunlasmasiyla Akdeniz kansizligi Akdeniz bölgesinin disina da yayilmistir. ABD ve Kuzey Afrika da Akdeniz kansizligi olgularina rastlanmaktadir. Ama bu hastalik. özellikle bazi bölgelerde daha sik görülür. Örnegin Italya nin kuzeyindeki Ferrara bölgesi, Po Irmagi havzasi, Sardinya ve Sicilya da görülme sikligi oldukça yüksektir. Bu cografi dagilimin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bazi arastirmacilara göre hastalik Eski Yunan kentlerinde ortaya çikmis, daha sonra Avrupa, Afrika ve Asya ya yayilmistir.

Akdeniz kansizligi her yasta ve her iki cinste de görülür. Kalitsal özelligi nedeniyle genellikle erken yaslarda ortaya çikar. Eskiden çesitli nedenlere baglanmasina karsin, artik kalitsal bir hastalik oldugu kesinlik kazanmistir. Bununla birlikte hastaligin seyri ve yayilimi çevre kosullarindan da etkilenmektedir. Bu yönüyle Cooley hastaligi ile sitma arasinda bir baglanti kurulabilir.

Sitma potansiyeli yüksek olan bölgelerde sitma olgularinda düsüs görülmektedir. Bu olay sitma etkeni olan Plasmodium cinsi tek hücreli asalagin yalniz saglikli alyuvarlarda çogalabilmesiyle açiklanir. Saglikli kisiler sitma etkeniyle karsilastiklarinda sitmaya yakalanirlar. Ama Akdeniz kansizligi olan hastalar sitma salginlarindan etkilenmezler. Eskiden sitma, agir durumlar disinda, Akdeniz kansizligindan daha tehlikeli bir hastalikti; Akdeniz kansizligina yakalananlar sitmaya yakalanmaktan kurtulurlar ve daha uzun yasama sansina sahip olurlardi.

Akdeniz kansizliginda alyuvarlarin ilk yapim asamasinda olusan bozukluk, kanda normalden daha küçük, ortalama yasama süresi azalmis, damla ve kalp gibi degisik biçimlerde alyuvarlarin belirmesine yol açar. Hastaligin seyri sirasinda alyuvarlarin bu biçim ve islev bozukluklari sonucu kansizlik, ayrica dalak büyümesi, kemiklerde yapi degisiklikleri ve asagida siralanan baska kansizlik belirtileri ortaya çikar.

AKDENIZ KANSIZLIGINA ESLIK EDEN BASKA ALYUVAR HASTALIKLARI
Hemoglobinin globin bölümünü olusturan polipeptit zincirlerinden bir çifti a (alfa), öbür çifti ß (beta) olarak adlandirilmistir. Akdeniz kansizligi ß zincirindeki yapim bozuklugundan kaynaklanir. Bu nedenle Akdeniz kansizliginin üstün tipleri ß talasemi (beta-talasemi) olarak da bilinir. a zincirinde ortaya çikan bozukluklar ise Akdeniz kansizligindan ayri olarak a-talasemi (alfatalasemi) adi altinda toplanir. ß talasemiler baska alyuvar hastaliklariyla birlikte görülebilir.

Hemoglobin ya da enzim bozukluklariyla iliskili olabilen bu hastaliklar ancak kanin biyokimyasal incelemesi sonucunda ayirt edilebilir. Akdeniz kansizliginin öbür hastaliklarla iliskisi her zaman olumsuz sonuç vermez. Örnegin, alfa-talasemi Cooley hastaliginin belirtilerini hafifletir. Öte yandan heterozigot 13 talasemi ile Hb S hemoglobin bozukluklarinin birlikte görülmesi daha agir sonuçlar dogurur.

TEDAVI VE KORUNMA
Küçük Akdeniz kansizligi (talasemi minör) daha hafif bir hastaliktir. Hastanin yasam süresi uzundur; hasta normal yasamini sürdürebilir. Ama bu durumdaki kisiler, ayni gen bozuklugu bulunan tasiyicilarla evlenmemelidirler. Böyle bir evlilikte, anne ve babanin Cooley hastaligina yol açacak genleri çocuga aktarma olasiligi yüzde 25 tir.

Büyük Akdeniz kansizligi (talasemi majör) olan çocuklarda ise yasama olasiligi oldukça düsüktür. Ortalama yasam süresi azalmistir ve saglik durumlari kötüdür. Bu hastaligin da agir ya da daha hafif seyreden biçimleri vardir. Cooley hastaliginda kansizlik yalnizca kan nakliyle denetim altinda tutulabilir. Verilecek kan miktari duruma ve hastaya göre belirlenir. Bu tedavide amaç hemoglobin miktarini 100 mililitre kanda 10 gram dolayina çikarmak ve bir süre bu düzeyde tutmaktir. Bu deger yüksek olmamakla birlikte, küçük hastalarin organizma gereksinimleri için yeterlidir.

Küçük yaslarda uyarlanma mekanizmalarinin iyi olmasi sayesinde hastalar normalin altinda hemoglobin miktari ile yasayabilirler. Kan naklinde dikkat edilecek nokta, uygulamanin yalniz gerekli oldugunda yapilmasidir. Bu hastalarda demir düzeyi yüksek oldugundan, gereginden çok kan nakli açiga çikan demir miktarini artirir. Bunun sonucu olarak da asiri demir, çesitli organlarda birikme egilimi gösterir. Günümüzde demiri baglayip idrarla atilmasini saglayan maddelerin tipta kullanima girmesiyle bu tehlike önemli ölçüde azalmistir.

Alyuvarlarin yasam süresinin çok kisaldigi, kan nakline karsin kansizligin giderilemedigi durumlarda dalak çikarilir. Bu girisimin sonuçlarini degerlendirmek zordur. Cerrahi girisim zamanla kan nakli sikliginin azalmasini saglar.

Bu hastalikta kesin iyilesme beklentisi olmasa da büyük Akdeniz kansizligina yakalanmis çocuklarda uzun ve zor tedaviyi yürütmek bir görevdir. Zeki ve duyarli olan bu çocuklarin rahat edecekleri ve normal yasamlarini sürdürecekleri kosullar hazirlanmalidir.