TARIHÇE : 300 yildir bilinmektedir. 1700 lerin ortalarinda Amsterdam Barbette
intestinal invaginasyonu açik bir sekilde tarif etmis ve operatif redüksiyonu
önermistir.
- Hunter ( 1793 ) ; Invaginasyonu kesin olarak tarif etmis ve bir
postmortem spesimen üzerinde tartismistir.
- 19. yüzyilda , lavmanlar veya
hava insüflasyonu ve manuplasyon yardimiyla redüksiyon denemeleri nonoperatif
tedavi yöntemleri olarak denemistir. 19. yy. ortasina kadar invaginasyon
fataldir. Bazi nadir vakalarda lavmanlara veya hava insüflasyonuna yanit
alinmistir.
- Jonathan Hutchinson ( 1871) : invaginasyonlu bir çocugu ilk
defa basarili bir ameliyat ile iyilestirdi.
- Fakat 1831 de zenci bir kölenin
Wilson tarafindan basarili bir sekilde ameliyat edildigi Thompson tarafindan
bildirildi.
- Hirschsprung ( 1876 ) : Hidrostatik basinç ile tedavi edilen
bir seri invaginasyon olgusunu ilk defa yayinladi. Onun sonuçlari sonraki 70 yil
boyuncaki operatif tedavi sonuçlarindan çok daha iyi idi.
- Ladd ( 1913 ) :
Invaginasyonu ilk defa kontrastli lavman ile grafide gösterdi.
- Hipsley (
1926 ) : ilk basarili hidrostatik ( Saline) redüksiyonu 1926 da
yayinladi.
- Retan ve Stephenes ( 1927 ) : Invaginasyonun kontrastli
lavman ile tedavisini bildirdi.
- Ravitch ve Mccune ( 1948 ) :
Invaginasyonun baryumlu kolon grafisi ile hidrostatik redüksiyonunu popülarize
ettiler.
Invaginasyondaki ilk basarili rezeksiyonlar :
1 - Clubbe
(1897 ) - Australia
2 - Peterson ( 1908 ) USA
GIRIS : Tipik bir
invaginasyon vakasi 4 - 12 ay arasinda , saglikli ve iyi beslenmis erkek
çocugudur. Zaman zaman uykusunda siddetli karin agrisi nedeniyle uyanir. Çocuk
aglar , sonra kusar ve en sonunda kakasini yapar. Bundan sonra hasta , bir
sonraki kolik atagina kadar , düzelmis gibidir. Abdominal spazm ataklarinda
çocuk dizlerini karnina çeker. Her agri ataginda rengi soluklasir , terler.
Belirgin derecede apatik ve letarjik hale gelir. Daha sonralari tekrarlayan
kusmalar ve kanli gaita yapma görülür.
Invaginasyon genellikle distel
ileumdan baslar. Ileoçekal valvi geçerek kolona girer. Olgularin çogunda
belirgin bir anatomik neden bulunamaz. Eger invaginasyon tanisi konamazsa ve
tedavisi yapilamazsa hasta genellikle 2 - 5 gün içinde hipovolemi ve
intestinal obstruksiyondan dolayi ölür. Nadiren otoanastomoz olusabilir. Nekroze
olan barsak segmentinin proksimal ve distal uçlari birbirleriyle birleserek
barsak devamliligini saglar. Nekrotik kisim ise rektum yoluyla disari atilir.
Otoanastomoz sonrasinda kalici iyilesme olabilecegi gibi otoanastomoz bölgesinde
striktür gelisebilir. Bir çok cerrahi prosedürü takiben postoperatif
invaginasyon gelisebilir. Semptomlar açik olmadigi için tani koymak zor
olabilir. Eger bir çocuk laparotomi sonrasi erken obstruksiyon tablosu
gelistirirse mutlaka akla bu olasilik gelmelidir.
PATOGENEZ : Bir çok
çocukta invaginasyonun nedeni bilinmemektedir. Küçük çocuklarda ileum ve
ileoçekal valv arasindaki çap farkinin büyük çocuklara oranla daha fazla olmasi
onlarda invaginasyonun daha sik olmasini açiklamada öne sürülmüstür.
Invaginasyon genellikle distal ince barsakta ileoçekal bölgeye yakin bir yerden
baslar. Ileoçekal bölgeyi geçerek kolonda ilerler. Çocuklarda kolondan baslayan
invaginasyon alisilmamistir. Fakat kolo - kolik invaginasyon eriskinde daha sik
görülür. Invaginasyonda apendiks ve çekum leading point
olabilir.
Invaginasyonlu çocuklarin % 2 - 8 inde spesifik bir leading
point vardir:
1 - Meckel divertikülü
2 - Polip
3 - Heterotopik pankreas
nodülü
4 - Enterik kist
5 - Adenom
6 - Nörofibrom
7 - Hemanjiom
8
- Hipertrofik ileal lenf dokusu
9 - Mezenterik lenfadenopati. Gibi
patolojiler leading point olabilirler.
Bir çok kanitlanmamis teoriye göre
özellikle adenovirüsler ve diger infektif ajanlar primer lenfoid hiperplaziyye (
ileumda ) , veya mezenterik LAP ye yol açarak ( leading point ) invaginasyona
neden olurlar. Hipertrofiye olan peyer plagi , distal ileumun lümenini tam
olarak doldurursa invaginasyon ortaya çikabilir.
Suçlanan virüsler :
1
- Adenovirüs
2 - Reovirüs
3 - Rotavirüs
4 - HRVL
Invaginasyon
diger bazi hastaliklarda da görülebilir:
1 - Hench - Schönlein purpurasi
2
- Koagülopatiler
3 - Hemofili
4 - Maligniteler ( Lenfoma , lösemi )
5 -
Kistik fibrozis
6 - Abdominal travma
7 - Postoperatif
Thomas ve
Zachary tek yumurta ikizlerinde invaginasyonun nadiren olsa da famiayal
olabilecegini göstermektedir. Dizigotik ikizlerde de simultane invaginasyon
bildirilmistir. 2 yasindan büyük çocuklarda invaginasyona neden olan spesifik
bir patoloji bulma olasiligi yüksektir. 2 yasindan büyük çocuklarda bir leading
point bulma insidansi % 22 dir.
Rekürrent invaginasyon büyük çocuklarda
daha sik görülür. Kistik fibrozlu çocuklarda rekürrent invaginasyon söz konusu
olabilir. Bu çocuklarda spontan redüksiyon görülebilir. Çocuklarin neden
ameliyat sonrasinda invaginasyon olduklari bilinmemektedir. Laparotomi
esnasinda intestinal spazmlara bagli minik invaginasyonlarin olustugu
gözlemlenebilmektedir.
Invaginasyonda intestinal bakterilerin transmural
migrasyonu 1897 yilinda power tarfindan düsünülmüstür. Preantibiyotik
dönemindeki infeksiyonlarin yüksek insidansinin major nedeni olarak kabul
edilmistir. Invaginasyonun redükte edilmesini takiben ortaya çikan yüksek atesin
en önemli nedeni bakteriyel translokasyon olarak kabul edilir.
Son
çalismalarda invaginasyonda ates nedeni olarak ;
-
Bakteryemi
- Endotoksemi
- Sitokin
salinimi gösterilmektedir.
INSIDANS: ( 1,5/ 1000 ) Invaginasyona tüm
dünyada rastlanilir. Fakat cografi dagilimi farkliliklar gösterebilmektedir.
Nadiren invaginasyon özellikle 5 yasin üzerindeki çocuklarda daha siktir.
Subakut veya kronik olabilir. Özellikle Çin de çok fazla sayida invaginasyon
olgusu bildirilmektedir. Amerika da kesin insidansi gösterebilecek çalismalar
yoktur. Iskoçya ve Ingiltere de yillik 1000 canli dogumda 1,4 - 1,9
arasinda görülür. 1,5 olgu / 1000 canli dogum
DEMOGRAFIK BILGILER : Erkek
/ kadin orani = 3 / 2 . Bu erkek predominansi özellikle 6 - 9 aylik bebeklerde
daha belirgindir. Glasgow dan 1199 olguluk bir seride erkekler % 65 oraninda
bulundu. ( 2 : 1 oraninda ) . Invaginasyon beyaz çocuklarda , siyahlara
oranla daha siktir. Invaginasyon büyük oranda yasamin ilk yili içerisinde
özellikle 5 - 10. aylar arasinda görülür. Tüm invaginasyonlu olgularin 2 / 3 ü 1
yasin altindadir.
Fetusta invaginasyon barsagin ganreni ve
absorbsiyonuyla sonuçlanir. Böylece bir intestinal atrezi nedeni olarak
bildirilmistir. Invaginasyon neonatal dönmede de görülebilir. Fakat sadece % 0,3
olgu yasamin ilk ayi içinde görülür. Mevsimsel varyasyonlar bazi yayinlarda
dikkat çekmistir. Özellikle bahar ve yaz mevsimlerinde insidansin pik yaptigi
gözlenmistir. Bu durum gastroenteritlerin insidansinin pik yaptigi mevsimlerle
koinsidans göstermektedir. Kis ortasinda , solunum sistemi
infeksiyonlarinin maksimal oldugu bir zamanda , invaginasyon pik
yapabilmektedir.