Sismanlikla gelen tehlike:
Metabolik sendrom
Bel çevresi kalinligi ve belirgin göbek, kalp hastaligi, yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastaliklarin habercisidir. Metabolik sendrom olarak adlandirilan bu hastalik tüm dünyada oldugu gibi ülkemizde de yayginlasiyor. Yagli yemekler, kizartmalar, hamur isleri, birbirinden çesit tatlilar mutfagimizda önemli bir yer tutuyor. Türk mutfaginin zenginligine ve lezzetine diyecek yok ama yemek yemenin ölçüsü kaçtiginda sagliksiz yaglar damarlara akiyor, bagirsaklar yaglaniyor ve koruyucu HDL kolesterolü yok oluyor. Kan sekeri seviyesi yükseliyor, kan basinci firliyor. Bu bes faktörden üçü bir arada görüldügünde uzmanlar \"metabolik sendromdan\" söz ediyor. Hastalik, kan damarlari üzerinde etkiyerek inme ve kalp enfarktüs riskini yükseltmekte. Ülke genelinde gerçeklestirilen Türkiye Metabolik Sendrom Sikligi Arastirmasi (METSAR) verilerine göre yirmi yas üstü nüfusunun üçte birinden fazlasinda metabolik sendrom görülmekte. Fakat bu hastalik buna ragmen halk arasinda pek bilinmez. Çok karmasik bir konsept olan metobolik sendrom, insanlar tarafindan riskli belirtiler ortaya çikana dek pek hissedilmedigi için uzmanlar tarafindan tehlikeli bulunmakta.
Varsil sendromu
Bilim adamlari 1920'li yillarda ilk kez çesitli metabolizma durumlarinin siklikla ayni anda ortaya çiktigini fark etmislerdi. Bunlarin bir arada ortaya çikmasi için ortak bir neden bulunamadigi için bilim adamlari \"sendrom\"dan söz ederler. Metabolik sendrom bugün artik ensülin dirençligi, Sendrom X, \"Ölümcül kuartet\" veya \"varsil sendromu\" olarak da anilmakta. Hastalar genelde asiri kiloludur. Yaglar sadece cildin altinda degil, özellikle de iç organlarin çevresinde toplanmakta ki yag birikiminin baslica nedeni artik biliniyor: Asiri beslenme, hareket yetersizligi ve genetik yapi. Doktorlar sagliksiz yasam biçimine bagli olarak ortaya çikan hastalik belirtilerini genelde ayri ayri tedavi ederler. Diyabet hastasi, diyabet uzmanindan diyet listesi ve kan sekerini düsürücü ilaçlar alir, yüksek kan basincina sahip hasta kardiyolog tarafindan kan basincini düzenleyen ilaçlarla tedavi edilirken, yüksek kolesterol seviyesi de statinlerle düsürülmekte. Ülkemizde 60-69 yas grubundaki insanlarin %62'sinde metabolik sendrom görülmekte ve tedavi olmak için birden çok doktora basvurup her gün çok sayida ilaç almak zorundalar.
Çözüm nerede?
Iste uzmanlar bu nedenle çözümü entegre terapide görüyorlar. Buna göre rahatsizliklar ayri ayri degil bir arada ele alinmasi gerekiyor. Mesela yüksek kan basinci ve kan sekeri degerinde düzensizlikler ayni anda ortaya çikmissa kan basincini düsüren ve idrar söktürücü ilaçlar tavsiye edilmemekte. Çünkü bu tedaviyle birçok kiside diyabet hastaliginin gelistigi biliniyor artik. Ayrica hastalar fazladan birkaç kilo daha aliyorlar. Almanya'da bu konu üzerinde arastiran ve metabolik sendrom üzerinde uzmanlasmis bilim adami Markolf Hanefeld, bu durumda anjiotensin sistemi üzerinde düzenleyici etki yapan ACE (anjiotensin dönüstürücü enzim) etkinligini önleyen veya Sartan gibi ilaçlari öneriyor. Bu sekilde kandaki yaglar üzerinde yumusak bir etki uygulanir ve terapi kilo aldirmaz diyor uzman. Dogru tercih öte yandan hastayi çok sayida ilaç almaktan da kurtarir. Fakat Hanefeld ayni zamanda kalp enfarktüsünden sonra uygulanan stratejiyi de tavsiye etmekte: Haftada iki ila üç saat spor, doymamis yaglardan uzak durmak ve bol miktarda Omega-3 yaglari içeren balik tüketmek. Tabii tatlilardan da uzak durmak gerekiyor.
Bel kalinligi sinirlari
Alman bilim adaminin önerileri ilk bakista akilci gibi gelse de birçok doktor tarafindan pek uygun bulunmadi. Geçtigimiz yaz American Diyabet Birligi ve Avrupa Diyabet Arastirmalari Birligi tarafindan Diabetologia dergisinde yayimlanan bir arastirmada, farkli hastaliklarin bir arada degerlendirilmesinin olumlu sonuç vermeyecegi, ayrica karin çevresi, kandaki yag orani ve seker seviyesinin dogru belirlenmemesi yüzünden milyonlarca insan yok yere hasta duruma düsebilecegi bildirilmekte. Ve rahatsizliklarin ayni anda ortaya çikis nedenleriyle ilgili kesin bilgiler elde edilmedikçe de \"sendrom\" teriminden vazgeçilmemesi daha dogru bulunmakta. Ancak uzmanlar arasinda bu konuda büyük tartismalar yasanmakta. Son tartismalar özellikle de Uluslararasi Diyabet Federasyonu'nun (IDF) yeni sinir degerlerini açiklamasindan sonra alevlendi. IDF'nin listesine göre desilitre basina 100mg'i asan kan sekeri degeri riskli sayilmakta. Oysa diger bir organizasyon üç yil önce bu degeri 110mg olarak belirlemisti. Kadinin karin çevresi için 88cm, erkegin karin çevresi için de 102cm kabul edilmisti. Ancak yeni listeye göre kadinda 80cm, erkekte ise 94cm'lik karin çevresi tehlike sinirinda. Iste bu degerleri çok kati bulan uzmanlar \"bunlara bakacak olursak insanlarin %40'indan fazlasi hasta sayilir\" diyor.
Risk faktörleri
Fakat sendrom teriminin korunmasi konusunda bilim adamlarinin çogu hemfikir ve birçok semptomun ayni anda ortaya çikmasi tartisilmasiz olarak kabul ediliyor. Bununla birlikte degerlerin daha esnek tutulmasinda israrlilar. Örnegin beden kitle endeksi 25-30 arasinda olan insanlarin hepsinde metabolik sendrom görülmeyebilir. Iste bu açilardan bakildiginda burada önemli bir soru çikiyor ortaya. Insan ne zaman gerçekten hasta sayilmali ? Yirmili yaslarda arteryoskleroz (damar sertligi) basladiginda mi yoksa yetmisinde kalp enfarktüsünden öldügü zaman mi?
Metabolik sendrom \"risk faktörleri tasiyan saglikli durum\" ve \"damarlardaki bozukluklar\" arasinda bir geçis dönemin aslinda. Yani kan basincini düsürüp, asiri miktarda yemeye devam etmek yeterli degil. Kan basinci düsürüldükten sonra, yagli yiyecekler konusunda dikkatli olmak ve spor yapmak gerekiyor. Kim bilir belki de herkesi memnun edecek ortak bir açiklama vardir bu fenomen için. Birçok faktör aslinda metabolik sendromun, \"karin yagi hastaligi\" olarak adlandirilmasi gerektigini göstermekte. Diyabet hastaligi veya damar sertligine sahip birçok kisi sisman ve bu sismanlik genelde karin bölgesinde toplanmakta. \"Bu konuda zararsiz olarak tahmin edilen yag hücresi, ayarlayici bir rol oynamakta\" diyor
Alman karin yagi arastirmacisi Johannes Klein.
Kan sekeri ölçümü
Yag dokusu, bugüne kadar enerjinin yag olarak yakilmasi veya depolanmasini saglayan bir organ olarak bilinirdi. Ama özellikle de karin yagi son derece etkin bir organ: Hormon salgiliyor ve bedendeki tuz ve su miktarini ayarliyor, damarlarin büyümesini sagliyor, kanin yogunluk derecesini ve istahidüzenliyor. Bu açidan bakildiginda karin yagi bir endokrin bezi olarak kabul edilmeli. Çok fazla büyüdügünde metabolizma altüst oluyor sonuçta. Ve karin yagi diyet ve spor sayesinde eritilebilmekte. Beden yaglari genetik nedenlerle karin yerine kalçalarda biriken insan daha sansli. Kadinlar bu yüzden menopoza kadar avantajli sayilirlar. Ama degisim yillarindan sonra durum degisiyor. Metabolik sendrom ne kadar erken ortaya çikarsa o kadar tehlikeli. Uzmanlar tüm metabolizma bozukluklarinin yakinda ilaçlarla düzeltilebilir hale gelmesini umuyorlar. Ama is oraya gelene kadar yine de kardiyologlardan kan sekeri seviyesini de ölçmelerini öneriyorlar. Tabii bu konuda hastalara da sorumluluklar düsmekte.
336 milyon insan
Seker hastaliginin bilimsel adi Diabetes mellitus'dur. Bu metabolizma bozuklugu körlüge, böbrek bozukluklarina, kalp enfarktüsüne ve yaralarin geç kapanmasina yol açmakta. Dünya Saglik Organizasyonu'na göre dünya genelinde 171 milyon diyabet hastasi bulunmakta. Gelismekte olan ülkelerin birçogunda diyabet git gide daha büyük bir sorun haline gelmekte, özellikle de Asya'da. Saglik Bakanligi'nin verilerine göre ülkemizde yaklasik olarak dört milyon diyabet hastasi var ve diyabet tanisi ile hastaneye yatan hasta sayisinda da artis söz konusu. Insanlar durmadan sismanladiklari için de 2030 yilinda dünya genelinde 336 milyon kisinin diyabet hastasi olmasi bekleniyor. Metabolik sendrom genelde diyabet hastaliginin öncüsü olarak kabul edilmekte. Açlik kan sekeri 100-125mg/dl arasinda olan kisiler, diyabet riski tasiyor demek ve bu durum tip dilinde prediyabet olarak adlandirilmakta. Bu kisiler genelde diyabet tip 2 hastaligina yakalaniyorlar.
Ne kadar hasta
Metabolik sendromla ilgili degerlendirmeler son 30 yil içinde sik sik degistigi için hastaligin dünya genelindeki dagilimiyla ilgili kesin veriler bulunmuyor. Tahminlere göre dünya genelde 314 milyon metabolik sendrom hastasi yasiyor. Iki yil önce METSAR arastirmasiyla ortaya çikan sonuçlara göre Türkiye'de metabolik sendrom görülme sikligi %35. Bu oran kirsal bölgeler için %35,3 ve kentsel bölgeler için %34,8'dir. Yazimizin basinda da belirttigimiz gibi hastalik en çok 60-69 yas grubunda görülmekte ve bu gruptaki kisilerin %62'sinde metabolik sendrom saptanmis. Ülkemizde hastaligin görülme sikligi kadinlar ve erkekler arasinda farklilik göstermekte. Kadinlarin %41'i, erkeklerin ise %29'u metabolik sendrom hastasi. Kadin ve erkek arasindaki fark orta yaslardan sonra iyice belirginlesmekte. 40-49 yas arasindaki kadinlarda hastalik, erkeklere göre bes misli fazla görülmekte.
Dünyanin diger bölgelerindeki oranlar söyle:
- Hindistan'da erkeklerin %8'inde,
- Fransa'da kadinlarin %7'sinde ve
- Iran'da kadinlarin %43'ünde metabolik sendrom tespit edilmis.
- Anlasildigi üzere sendrom daha çok nüfusun alt tabakasinda yaygin.
Ilaçla tedavi
Danimarka'da gerçeklestirilen bir arastirma sonucunda sendromun, egitim seviyesi yüksek olan kisilerin sadece %10'unda, egitim seviyesi düsük olan kesimin ise %26'sinda bulundugu ortaya çikmis. En önemli faktörlerden biri ucuz, sekerli ve yagli yiyeceklerin sismanlatiyor olmasi. Ayni arastirma egitim seviyesi düsük insanlarin çocuklarinin da diyabet riski altinda bulunduklarini gösteriyor.
Düsük kalorili beslenme disinda spor da metabolik sendromla savasimda önemli bir rol oynamakta. Amerikali doktorlar dokuz yil boyu kalp hastaliklari belirtisi tasimayan 6000 kadini incelediler. Bu zaman zarfi içinde metabolik sendroma sahip kadinlarin %57'sinde ölüm riski söz konusuydu.
Ancak spor yapan kadinlar bunlarin disinda kalmisti, metabolizma sendromuna ragmen onlar için ölüm tehlikesi bulunmuyordu. Tabii sendrom ilerledikten sonra artik spor yeterli olmuyor, bu hastalarin mutlaka ilaçla tedavi edilmesi gerekmekte.